“Âmin Alayı”, Osmanlıda mektebe başlayan çocuklar için yapılan dualı ve ilâhili bir törenmiş. Bu merasim yüksek tabaka arasında “Bed-i Besmele Cemiyeti” diye bilinirmiş. Çocuklar ilk mektep çağına gelince giydirilip kuşatılır, erkek ise fesine, kız ise saçlarına süsler takılarak okula götürülür ve hocaya dua ettirilirmiş. Ayrıca, her gün çocuklara okulda harçlık dağıtılırmış.
Âmin alayı için özellikle Pazartesi ve Perşembe günleri seçilirmiş. Çocuk saygılı ve edebli olsun diye aile büyüklerinin elleri öptürülür, böylece büyüklerin duasına mazhar olurmuş. Merasim günü geldiğinde de çocuk evden ilâhilerin eşliğinde ve “Âmin!” sesleri arasında şaşaalı bir merasimle okula başlarmış.
Çocuk okula varır varmaz “Rabbi zidnî aklen ve ilmen ve fehmen” “Yâ Rabbi ilmimi ve aklımı ve anlayışımı artır” şeklindeki dua çocuğa tekrar ettirilirmiş. Akabinde ise çocuğa ilk olarak şöyle ders verilirmiş:
Hoca: Eûzubillâhi mine’ş-şeytâni’r-râcîm / Çocuk: Eûzubillâhi mine’ş-şeytâni’r-râcîm
Hoca: Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm / Çocuk: Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm
Hoca: Rabbi yessir (Rabb’im kolaylaştır) / Çocuk: Rabbi yessir
Hoca: Ve lâ tuassir(zorlaştırma) / Çocuk: Ve lâ tuassir
Hoca: Rabbi temmim (Rabb’im tamamlattır) / Çocuk: Rabbi temim
Hoca: Bilhayr(hayırla) / Çocuk: Bilhayr…
Şeklinde Hocanın söylediklerini aynen tekrarlar ve çocuğa Elifba cüzünün başındaki elif harfi okutularak ders sona erer, daha sonra Kur’an okunur, dualar edilerek merasim sona erermiş. Akabinde hazırlanmış olan sofranın başına geçilir, yemekler yenir, en sonunda da törene katılan bütün çocuklara, ilâhicilere paralar dağıtılır, hocalara hem para verildiği gibi üstüne üstlük bir de elbiselik kumaş hediye edilirmiş.
Üstad Âkif’de bu merasime bigane kalmaz ve “Âmin Alayı” başlıklı şiirinde bu merasimi pek güzel anlatır. Şiirine Hâfız Kemâl’den aldığı (Hasan Basri Çantay bu ilâhînin Şair Saffet’e âid olduğunu- Âkifnâme, s.139’da- belirtmektedir) ve çok sevdiği bir mektep ilâhisiyle başlar:
“Gözüm ki kana boyandı, şarâbı neyliyeyim?
Şarâbı neyliyelim?
Ciğer ki odlara yandı, kebâbı neyliyeyim?
Kebâbı neyliyelim?
Ne yâre yaradı cismim, ne bana, bilmem hiç!
İlâhi, ben bu bir avuç türâbı neyliyeyim?
Türâbı neyliyeyim?
Âmin – Âmin!”
Üstad Âkif, çocukları sabah ışıklarına benzetir. Onların okula başlayışını uçuşa hazırlanan kanatlara… Âmin Alayı’nı ve ilim tahsil etmelerini de şanlı orduların yürüyüşüne…
Üstad’ın şiirinin bazı bölümlerinin izahı şöyledir:
“Kolları arasındaki rahlesini saygıyla kucaklayan dokuz yaşında bir melek, öne düşmüş ağır ağır yürüyordu.
O, ruhtan daha berrak olan yüreklerden, zaman zaman ilâhî ezgiler, dualar ve “Âmîn”ler yükseliyor. Bu temiz ve masum coşku, yankılanarak, tâ meleklerden yeryüzüne bir “Âmîn!” sedasıdır gürleyip inmekte…
Çocuklar sabah ışıklarına benziyor. Her birisi çevresini aydınlatacak kadar pırıl pırıl. Kafilenin bütün fertleri sevinç ve neşenin coşkusu içinde, caddede biriken halkı devamlı yararak ilerliyorlar!
Ey millet, bu öyle masum, öyle bir değerli kafiledir ki, o yürürken, sen, şanlı güzergâhında selâma durmalısın!
Uçuşa hazırlanan bu kanat, bir başka kanattır. İstikbalde yapacağı ufak bir hareketle dünyaları yerinden oynatacak güç vardır bu kanatta.
Bir gün gelecek, Allah’ın yardımıyla bu kafileler yüce makamlara erip büyük işler başaracaklar.
Şanlı ordu düşünülüyorsa, bilinsin ki o şanlı ordu budur!
Evet, gençlik kervanı ilerlemeye azm etmişse, yolunda durmaya gelmez. Çünkü o, geleceğin sonsuz sabah aydınlığını hedef almış, durmadan koşmaktadır…
Nazlı istikbal onu karşılayıp bağrına basmak için kollarını açmış bekler de, o ulaşmak için kanat açmaz mı? Artık onun bu coşkulu yolculuğuna geçmişin ve hâlin engel olması mümkün değildir…”
Üstad, istikbalimiz olan çocukların önüne çıkan eski devrin ruhsuz heykellerini eleştirerek şiirini bitirir.
Bahis mektep ilâhilerinde açılmışken buraya birkaç kıt’a aktaralım:
“Aşk ile yandır/ Sultanım Allah/ Şevk ile döndür/ Sultanım Allah… Sensin İlâhım/ Sığınacak penâhım/ Affet günahım/ Sultanım Allah… Nefsimi bildir/ Aslımı buldur/ Ölmeden öldür/ Sultanım Allah…”
***
Efendim, yarıyıl tatili bitti ve yarın okullar açılıyor. Bu noktada biz çocuklarımızı hangi yaşta olursa olsun onları eğitecek olan bütün hocalarımıza başarılar diliyoruz.
Anne ve babalara gelince, hassaten onlardan ricamız mutlaka “Rabbi zidnî aklen ve ilmen ve fehmen”, “Rabbi yessir velâ tüassir, Rabb’i temim bil hayr” şeklindeki duaları çocuklarına okutup mekteplerine öyle göndersinler. Çocuklarının bu duaları unutmamaları ve her gün tekrarlamaları için defterlerinin bir köşesine yazıp, ezberlemelerini sağlasınlar. Aynı duaları öğretmeyi hocalarımız da ihmal etmesinler. Çünkü dualarla başlanılan işlerin sonunda hayır vardır. Hele de bu iş ilim tahsili gibi en hayırlı ve faziletli bir iş ise… Bir de veliler bu anlayış ve algılayışla okula başlayan çocuklarına, okula giderken, ders dinlerken ve eve gelirken attıkları her adıma meleklerin sevap yazdığını anlatıp onları şevklendirmeyi unutmasınlar.
Allah bütün çocuklarımıza yardım etsin. Onların zihinlerini açık eylesin. Feyizlerini artırsın… Onları her türlü kaza ve belalardan muhafaza eylesin…
Fahri Gün – 11.02.2007






