Şairce..


Biz yaşayacağız ve siz çıldıracaksınız bayım.
Her bahar yeniden uç vereceğiz, büyüyeceğiz yaprak yaprak.
Taze hayat kokacak ellerimiz, buram buram bahar kokacak.
Biz umuduz bayım!
Düştüğümüz yerden bir can olup kalkacağız.
Yürüyeceğiz, çıplak ayaklarımız titretecek kalplerinizi.
Beyninizde zonklayan bir türkü olacağız,
bizi söyleyecek esen rüzgâr, uçan kuşlar.
Karanlıklarınıza yıldız olup düşeceğiz,
akkor alevleri dost yüreklerin
eritecek demirden zemherileri.
Bileceksiniz bayım!
Vuslatlar unutturur ayrılıkları
en çocuksu aşklar beş çeker kininize.
Biz yaşayacağız
çünkü bizden sorulacak yeryüzü
ve siz bizden sorulacaksınız bayım!
Göreceksiniz,
Doğan her güneşle biraz daha büyüyecek sevdamız
güller bizi açacak, bülbüller bizi söyleyecek
sonunda bütün dillerde bizimle tanımlanacak sevda dediğin.
Kendi nefretiniz içinde kahrolacaksınız bayım!
Son satırına kadar yaşayacağız hayatı.
Yıkık bir gönül, kırık bir kalp kalmayacak bizden geriye.
Yırtılmış resimlere, yakılmış mektuplara
satılmış bütün aşklara inat
racon kesmeden, bıyık bükmeden seveceğiz bayım, hem de ölesiye.
Kendi yalnızlığı ile dans eden bir akrep olacaksınız
sizinle kapanacak perde
ve yıkılacaksınız kuyruğunuz üstüne.
 

E.İBRAHİM

MUHASEBE

Tersi dönmüş dünya,beynimde kurşun
Dengesiz,avâre gezer dururum
Aklımı başıma devşirdiğimde
Başımı en büyük taşa vururum

Beynimde panayır atlar kişniyor
Mehteran heybetin üstünde heybet
Muradı bekleyen küheylan atı
Panayırda değil;Mohaç’ta seyret

Tarihler mi yalan ben mi yanıldım
Sahte kahramanlar olmasın sakın
Okuyun yoldaki sihirli izi
Çıplak hakikate bir daha bakın

Çıplak hakikati bulun getirin
Tılsımlı sırrına ermek isterim
Sırlar yumağında yatan sırları
Sırların sırrıyla çözmek isterim

Kalp gözü kapalı bir tek ben miyim
Ayağımın ucu boşluk uçurum
Kaf Dağı sırrını keşfedenlere
Burnunun ucundan söz açıyorum!

Gerçeği arıyorum yalnız gerçeği
Herkesin elinde demir asası
Hükümet komseri,üflis borçlular
Yeniden açılsın infaz masası

Beynimi kemiren ölümcül sızı
Rahat bırak beni murakabem var
Dünümü günümü çalıp çırpanlar
Sizinle yeniden muhasebem var!

Yasin HATİPOĞLU

Çocuktum her şeyi anladığımı sanıyordum
Sonra büyüdüm, bombaların ve bankaların
Dağlardan ve ırmaklardan daha fazla olduğunu gördüm
Bahçıvanlar generallerden
Menekşeler mermilerden daha azdı

Yenilmişti dünya
Yenilmişti dünya

Duanın özgürleştiren rüzgarı
Çekilmişti yüzlerden
İnsanlar dua değil
Yönetmelik okuyordu

Nükleer artıklar ve çok uluslu yalanlarla kirlenmişti yüzümüz

Teknolojinin o yok edici,
O gri gölgesi düşmüştü yüzlere
Yenilmişti yüzümüz
Ve görüntü aynıydı
Bütün aynalarda

Her şey çok açıktı
Herkes kimsesiz
Herkes bir şeyin yoksuluydu
Hepimiz aynı anda yenilmiştik
Ve şarkılarımız kederliydi

Yanlış bir zamanda mı yaşıyordum ?
Çekip gitse miydim ?
Hayır!
Ne yanlış bir zamanda yaşıyordum
Ne de çekip gidecek bir yer vardı
Her yer aynıydı
Kaldım

Sürekli çağıran ve ayrım yapmayan toprak
Nasıl olsa beni de çağıracaktı!

* * *

Masal dünyanın bittiği yerde başlar
Biliyorum klasik zamanlarda değiliz artık

Ve masallar böyle anlatılmaz

Biliyorum!
Ben hiç masal yazmazdım
Dünya sisteminin hepimize anlattığı masal
Kötü olmasa bu kadar

Biliyorum!
Bir karınca türküsünden daha hafif olacak sesim

Biliyorum!
İnsanların birbirlerine olan yabancılığı büyüyecek
Dünya küçüldükçe

Biliyorum!
Telefonlar oldukça insanlar birbirini görmeyecek
Biliyorum!
Birbirimizi hiç görmeden ölücez

Her şey için tek şey diliyorum
Allah’ın gülleri yakamızı bırakmasın
 

Mevlana İdris Zengin

Elif olmak zordur
Çünkü elif olmak

Yuvarlak bir dünyada dik durmanın
Dik ve önde
Belki acıyla
Ama vazgeçmeden durmanın
Dünya ne kadar dönerse dönsün
Olduğu yerde kalmanın adıdır elif olmak
Kaç silah varsa elife çevrilir
Elif hep olduğu yerdedir
Silahlar patladığında ilk vurulan eliftir
Zordur elif olmak
Elif olmak hep vurulmaktır
Elif olmak yalnızca elif olmaktır
Ne B, ne T, ne S
Elif
Yalnızca elif

Elif demeden hiçbir şey denilemez
Ben elif dedim
Artık her şeyi söyleyebilirim

MEVLANA İDRİS